Zaaflarımız
Muhtemelen çoğumuzun bir ilişkiye başlarkenki ümidi daha iyi taraflarımızı ortaya çıkaracak, kendimiz hakkında daha iyi düşünebilmeye başladığımız bir birliktelik. Belki cicim ayları boyunca bunu bulduğunuza inansanız da, her ilişkide hayal ettiğiniz kadar iyi hissetmediğiniz, sizde bir takım hayal kırıklıkları yaratan bir şeyler olduğunu fark etmeniz an meselesi olabilir. Belki o güne kadar hiç üzerine bile konuşmadığınız bir hassasiyetle tanışmanız ya da belki en beklenmedik anlarda kendini gösteren ve partnerinizde yabancı olduğunuz bazı duygular… Nitekim her yeni ilişki, beraberinde bugüne kadar kör noktalarımızda sessizce bekleyegelmiş, varlığından belki haberdar dahi olmadığımız bazı yönlerimizi açığa çıkarma potansiyeline sahip. Bu açıdan bakıldığında giderek yakınlaşılan her ilişkide, zamanla bu zaaflarımızın da bir nebze su yüzüne çıkması kaçamayacağımız bir gerçektir.
Kendi karanlığımızda tanışma ihtimalimizin olduğu bu zaaflardan biri, bir ilişki içinde kendi kimliğimizi kaybetme eğilimimizdir. Karşınızdaki insana dair duygularınız o denli yoğundur ki, ne kadar bir arada olursanız olun, bir şeyleri paylaşırsanız paylaşın, yeterli gelmez gibi hissedebilirsiniz. Sadece fiziksel değil, duygusal olarak da bir olmaya dair karşı konması güç bir arzu duyulur. Bu her ilişkide gerçekleşen ve gerçekleşmesi gereken, güzel hisler uyandıran bir doğal durumdur. Bunun aşırıya kaçtığı durumlarda, olduğunuz kişi ve ilişkiyi sürdürebilme çabalarınız arasında, artık bir alışveriş söz konusu olmaya başlamıştır.
İlişkinizde eskiden sahip olduğunuz özgüveni yitirmeye başladıysanız, eski hayallerinizin yerini mükemmel partner olma çabalarınız aldıysa, ona sormadan kendi başınıza kararlar alamıyorsanız, kendinizi partnerinizin olduğu kişiyi taklit etmeye çalışırken buluyorsanız, sizin istekleriniz sürekli olarak ikinizin de ikinci olanındaysa… bu alışverişte çok fazla harcamış olabilirsiniz. Bu durumda ilişkinizde, kendi kimliğinizin belli taraflarını yitirmişsinizdir.
Aşırı Uyum
İnsanların bir ilişkide kimliklerini kaybetmelerinin bir yolu, aşırı uyum süreci olabilir. Bu, partnerlerden biri diğerinin ihtiyaç ve arzularını “sürekli” öncelendirdiği durumlarda ortaya çıkar. Başkaları tarafından sevilmeme veya onları hayal kırıklığında uğratma korkusundan beslenen bu aşırı uyumlu olma halini en net gördüğümüz zamanlar, aslında “hayır” demek istiyorken, kendimizi “evet” derken bulduğumuz zamanlardır.
Zaman zaman her ilişkide partnerimizi önceliklendirmemiz gerekli olabilir ve bu güzel bir şeydir. Fakat artık kendi değer ve tercihlerimizin artık ne olduğunu hatırlayamaz bir noktaya geldiğimizde, çok daha önceleri girmemiz gereken bir sapağı kaçırmış olabiliriz. Bu sapağı kaçırdığımızın en net göstergelerinden biri, ilişkide uyumu sürdürmek ve çatışmadan kaçınmak için kendinizi bir sorun olmadığına ikna etmeye çalışırken bulmaktır. Sorunlar çoğu kez hasırın altına süpürülmüştür.
Uzun vadede bu hal, kişinin partneri olmadan kim olduğuna dair algısının kaybına ve kendinden kopukluk hissine yol açabilir. Kişi kendi hayatını değil de başkasının hayatını yaşıyormuş gibi hissedebilir. Partnerleri “daima” ilk sıraya koymaya çok alıştıkları için kendi ihtiyaç ve arzularını iletmekte zorlanabilir veya bu konuda çok dolaylı yollar seçebilirler.
Yansıtma
İnsanların bir ilişkide kimliklerini kaybetmelerinin başlıca yollarından bir diğeri de yansıtma sürecidir. Bu, bir partner diğerini kendilerinde eksik olan iyi, güzel, güçlü olan niteliklerin taşıyıcı olarak gördüğünde ortaya çıkar. Bir şekilde kendisinde olan veya olmayan bu özellikleri karşıdakinin sahip olması iki kişi için de yeterli olduğuna inanılır. Kendilerini, güçlü ve zayıf yanları olan bağımsız bir birey olarak görmek yerine partnerlerinin bir uzantısı olarak görmeye başlayabilirler.
Böyle bir senaryoda kişi, bir çiftin parçası olmaktan dolayı bir güvenlik ve onaylanma duygusu hissedebilir, ancak yalnız kaldıklarında da bir boşluk veya endişe duygusu yaşayabilir. Zira beraberken sevdiği kişiye baktığında kendiliğinden gelen onaylanma hali ve güzel duygular, artık ortadan kaybolmuştur. Bu gerçekleştiğinde kişi kendini ilişkinin bağlamı dışında tanımlamakta zorlanabilir. Kişi, bu boşluğu yaşamamak ve değerli hissedebilmeye devam etmek için partnerlerine aşırı derecede bağımlı hale gelebilir. Burada ilişkiyi devam ettirmek uğruna talep ve ihtiyaçlarınızdan kopmuş olabilirsiniz. İyi hissedebilmek için, ısrarla partnerinizin sizin isteklerinizi fark etmesini ve karşılamasını sessizce bekliyor veya aşırı talepkar bir tavır sergiliyor olabilirsiniz.
Muhtemel Sebepler ve Çözümler
Bu durumun altında yatan pek çok sebep olabilir. Büyüdüğünüz aile ortamında örnek aldığınız ebeveyn ilişkisi, hayatınızda önem arz eden kişilerin kayıpları, ergenlik döneminde parçası olduğunuz arkadaş dramaları ve dışlanmalar, büyürken sürekli taşınılan bir hayat düzeninde her gidilen yeni yerde yeni ve hızlı bağlantılar kurma gerekliliği… Hayatta kişiyi hızlı yakınlık kurmaya iten pek çok sebepten sadece bazıları. Bunların her biri veya pek çoğu farklı şekillerde ilişkilerde kendimizi kaybetme ve karşıdakiyle hızlı ve güçlü bir birliktelik kurma ihtiyacımızı etkileyebilir. Bu açıdan bakıldığında bir ilişkide kendimizi kaybetmeye meyletmenin, aslında ne kadar gündelik hayatın kumaşının bir parçası olduğunu da belki görebiliriz.
Kişinin kendi kimlik duygusunu korumak için yakınlık ve özerklik arasında hassas bir denge bulması gerekir. Kimlik kaybına götüren neden veya nedenler çok çeşitli olabilir. Bu nedenler her ne olursa olsun, anlamamız ve öğrenmemiz gereken bir başka önemli bilgi daha vardır: Sizin için bir ilişkide kendinizi kaybetmenin NASIL gerçekleştiği. Bu, olayların nedenini bilmek kadar önem arz eder. Hatta bazen nedenini bilmekten de fazla. Zira hayatınızda bir ilişkide kendi kimliğinizi unutmanıza götüren nedenleri değiştirebilmeniz mümkün değildir. Vaktiyle yaşanmış ve bitmişlerdir. Fakat bireysel sorumluluğunuz, ancak nedenlerin sizin bugünkü hayatınızı nasıl etkilediğini anlayabilmenizle mümkündür.
Her bir kişinin ilişkide nerde durduğuna dair farkındalık duygusunu sürdürmesi nasıl mümkün olabilir peki? İlişkideki kişilerin birbiriyle açık ve dürüst bir şekilde iletişim kurması, birbirlerinin farklılıklarına saygı duyması, farklılıklarınıza öfkelendiğiniz veya sorunun çıkmaza gireceğini sezdiğinizde kendinizi frenleme becerinizi geliştirmeniz, bu kapıları açan anahtarlardan olabilir. Öte yandan yalnız olduğunuzda kim olduğunuza dair unsurları besleyip büyütecek, kendinizi sonrasında rahatlamış ve huzurlu hissettiğiniz her türden aktiviteye vakit ayırmak da elzem. Bu unsurların yerinde olmasıyla, bir ilişki, kişinin bireysellik ve duygularına yönelik bir tehdit olmak yerine bir destek, büyüme ve tatmin kaynağı olabilir.
Yorum Yazın
You must belogged in to post a comment.